Çarşamba, Kasım 23, 2016

Hayata Tutunmak



Zor iş vesselam hayata tutunmak. En son yazı yazdıp yayınladığımadn beri epeyi süre geçmiş. Bu süre zarfında ayağımı sakatladım, babannemi toprağa verdim.İnsan fiziksel acılara bir şekilde katlanıyorda yakın birisini kaybettiğinde acı katlanılmaz seviyelere çıkıyor. Her ölüm bu bokotan hayatın anlamsızlığını değersizliğini anlamamızı sağlıyor. Birbirimizi kırmadan üzmeden şu anlamsız dünyayı paylaşarak bir ömür geçirmek dileğiyle.

Perşembe, Eylül 22, 2016

Kafamda Bir Tuhaflık - Orhan Pamuk


Ayağımdaki lifleri yırttığım bu günlerde kitap okumaktan başka bir şey yapmıyorum. Aslında bakacak olursak normal zamanda da kitap okumaktan başka pek bir şey yaptığım söylenemezdi. Orhan Pamuk'un Kafamda Bir Tuhaflık Romanını çıktığı ilk gün alıp okumuştum. Madem ayağa kalkamıyorum tekrar okuyup blogumda paylaşayım dedim ve okumaya koyuldum.


"Kafamda bir tuhaflık var, ne yapsam bu alemde yapayalnız hissediyorum kendimi."
Orhan Pamuk bu kitap için tam 6 yılını harcamış. Sokak sokak gezip sokak satıcıları ile röportaj yapmış (yoğurtçu, kestaneci, midyeci, pilavcı). Bu çalışmalarının sonunda gerçekten iyi bir kitap bizlere sundu.



"Kaçmış işte birine..." diye mırıldandı Mevlut. "Aşk acısı büyük acı," diye ekledi içtenlikle.

Her Orhan Pamuk romanı bize farklı bir his ve duygu veriyor. Her roman ayrı bir deneme tarzıyla bizlerle buluşuyor. Masumiyet Müzesinde Pamuk'un kafasında bir müze fikri vardı. Kafamda Bir Tuhaflık belgesel tarzında bir anlatıma sahip. Kitap 3. Tekil ağızdan anlatılırken birden karakterler araya girip orası öyle değildi böyleydi diye bilgiler veriyor 1. ağızdan. Daha önce görmediğim bir yazım tarzı. Okurken kitabın dünyasına uzak olmadığımız İstanbul'a yada İstanbul'u bilmeyen insanları kitabın dünyasına hızlı bir şekilde sokuyor. Hatta ben gece yarısı okurken Mevlut'un boooo-zaaaa diye bağırarak sokaktan geçmesini bile bekledim diyebilirim o kadar kaptırdım kendimi kitabın dünyasına.


Herkesin bildiği gibi şeref meselesi gibi laflar aslında insanların birbirlerini gönül rahatlığıyla 
öldürmeleri için icad edilmiş bahanelerdir.


Kitaba geçecek olursak Kafamda Bir Tuhaflık Mevlut adında boza satıcısının hayatını anlatıyor. Aslında bu kadar kısa geçmekle olmaz. Mevlut üzerinden İstanbul'a 1950-1960 arası İstanbul'a gelmiş Anadolu insanının hayatını anlatıyor. Onların hayatını anlatırken İstanbul'un o zaman adı bile bilinmeyen kentsel dönüşümünü konu alıyor. Boş arazilerden gecekondulara, gecekondulardan iki üç katlı binalara, iki üç katlı binalardan sayamadığımız kadar büyük yapılara dönüşümü anlatılıyor.

Einstein de yoksuldu; hatta fizik dersinden sınıfta kalmıştı, ama üç beş kuruş kazanmak için okulunu asla bırakmamış, kazanan da o ve milleti olmuştu.

Siyasi olaylardan, dünyayı kana bulayan olaylara bu insanların tepkisini öğrenirken bizim gece kondu diye tabir ettiğimiz onların ev diyerek sığındığı o köhne yapıların içine giriyoruz. Bilmediğimiz en azından benim tanık olmadığım o dönemle ilgili değerli bilgilere ulaşıyoruz. Eğer daha önce Orhan Pamuk okumadıysanız ve okumaya niyetiniz varsa bu kitapla bu serüvene başlayabilirsiniz.

'Bozayı sattıran satıcının yanık sesidir,' dedi Mevlüt.

Salı, Eylül 20, 2016

1984 - George Orwell

1984 - George OrwellGeçenlerde yapılan bir araştırmada dünyada insanların okuduğunu söylediği aslında okumadığı kitapların listesini yapmışlar. George Orwell'in 1984 romanı da bu listenin üst sıralarındaydı aynı zamanda benim kütüphanemde de uzun süredir okunacaklar listesindeydi. Bu araştırmayı görünce hemen okumaya başladım kitabı ve kısa bir süre içinde bitirdim.

SAVAŞ BARIŞTIR.
ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR.
BİLGİSİZLİK KUVVETTİR.

Hayatınızı bir düzen içinde sürekli izlendiğinizi ve yaptığınız her hareketin aslında sizin değilde başkası tarafından kontrol edildiğini düşünün. Nasıl korkunç bir dünya bilgi yok, tarih yok sürekli bir dayatma ve korku içinde yaşamak.

''Parti, iktidarda olmayı, yalnızca kendi çıkarları için istiyor. Başkalarının iyiliği bizim umurumuzda değil, bizi ilgilendiren yalnızca iktidar. Servet,lüks , uzun yaşamak ya da mutluluk değil salt iktidar.''

George Orwell yazdığı kitapların çoğunda sürekli sistem eleştirisi yapar. 1984'de bu eserlerin en önemlisi. Orwell, 1984'de dünyayı 3 büyük ülkeye bölmüş. Avrasya, Doğu Asya ve Okyanusya(romanımızın geçtiği ülke burası günümüzün Londrası aslında). Okyanusya Büyük birader denilen bir diktatör tarafından yönetilmektedir. Aslında kitapta hiç görünmeyen bu karakter insanların içinde korku ve korkuya dayalı büyük sevgi beslenen bir karakter.

''Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar; şimdiyi denetim altında tutan geçmişi de denetim altında tutar.''

Winston Smith ''Son direnişçi'' Parti'nin en düşük kademeli üyesidir. Gerçek bakanlığında görevi geçmişe dair Partiye zarar verecek bilgileri değiştirmektir. Zamanla eski anılarını hatırlamaya başladıkça Parti'nin düzenine baş kaldırmaya çalışacaktır.

1984 - George Orwell
''Eğer başka herkes Parti'nin dayatıldığı yalanı kabul ediyorsa -eğer bütün kayıtlar aynı masalı söylüyorsa-, o zaman yalan tarihe geçecek ve gerçek olacaktır.''

Okuduğum en iyi politik romanlardan bir tanesi olan 1984 hakkında o kadar çok şey düşünüyorum ki 1947'de yazılan bu romanın günümüzü bu kadar iyi anlatmasına şaşırıyorum. Tarih tekerrürden ibaret söze sanırım daima gerçekliğini koruyacak.

''Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama baş kaldırmadıkça da bilinçlenemezler.''



Cumartesi, Eylül 17, 2016

Suç Ve Ceza - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Suç Ve Ceza - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
''Neden çocuklara Dostoyevski okutmazlar hiç düşündünüz mü?

Bir şeylere uyanmasınlar diye!''

Sınav Film'i

Rus edebiyatı hatta dünya edebiyatı dedigimiz zaman aklımıza gelen ilk isim Fyodor Mihaylovic Dostoyevski.Devlet aleyhinde bir komploya karıştığı iddiasiyla ölüm cezasına carptırılan Dostoyevski cezasi son anda affedilerek Sibirya'ya sürgüne gönderilir. Geri döndüğünde daha çarpıcı romanlar yazacak bir yazar haline gelir. İşte onlardan en büyüğü Suç Ve Ceza.

"Düşünebiliyor musunuz, insanın gidebilecek hiçbir  yeri bulunmamasının ne demek olduğunu düşünebiliyor musunuz sayın bayım?"

Suç Ve Ceza - Fyodor Mihayloviç DostoyevskiBir hukuk fakültesinde öğrenci olan Raskolnikov, geçim sıkıntısı yüzünden iyice iç dünyasına kapanmış. Toplumun gelişmesine büyük katkılar sağlayacak insanların geçim sıkıntısı içerisinde yaşamaları artık onda dayanilmaz bir nefret dönüşür. Dünyadaki insanların para için nasıl pis işler, nasıl yalakalıklar yaptığını görünce toplumdan dahada iğrenmesine sebeb olur.

"Ayrıntılar çok önemli! Ayrıntılar mahveder her zaman her şeyi..."

Bu gidişata dur demek için yaşlı ve kimsenin sevmediği tefeci bir kadını ve görgü tanığı bırakmamak için tefecinin kardeşini de öldürür. (Spoiler verdiğimi düşünebilirsiniz ama olaylar bu ufak cinayetten sonra başlıyor. Cinayet çok ufak bir detay)

"Önce biraz ağladılar ama alıştılar şimdi. Aşağılık insan oğlu  herşeye alışır. "


Raskolnikov hayatının en büyük acılarını çekmeye başlayacaktır. Artık bir katildir ve bunun vizdan muhasebelerini yaparken tamamen yalnızdır.

''Şimdi neden hiç bir iş yapmıyorsun?
Yapıyorum.
Ne yapıyorsun.
İş yapıyorum.
Ne işi yapıyorsun ?
Düşünüyorum.''


Psikolojik roman dalında dev bir eser olan Suç Ve Ceza insanın her yasta tekrar tekrar okunması gereken bir roman. Yaşınızı aldığınız her sene kitap size farklı değer katıyor. Okuduğumuz her sayfa bizi düşünmeye ve kendi vicdan muhasebemizi yapmaya teşvik ediyor.



Cuma, Eylül 16, 2016